İşte Böyle Yürür Efsane

“Girdiğin her yere, kenefe bile/Gireceksin haşmetle/Aşk ile bakacaksın her şeye/Ama kuş bakışıyla her şeye…”

Soru, “Bir kadını gerçekten efsane yapan nedir?”

Peşinden çıktığımız yolculukta rehberimiz Efsane Pars… Bir zamanların ‘kızıl bomba’sı. Tam da şarkıda olduğu gibi girdiği her yere haşmetle girmiş, hayatı kuş bakışıyla izlemiş, söylediği şarkılarla, oynadığı filmlerle ve yaşadığı aşklarla dillere dolanmış bir yıldız.

Artık fazla ilgi alanlarına girmediği magazin programlarının gündemine bomba gibi düşmesinin nedeni, bir otel odasında kurşunlanması. Kendisinden neredeyse 30 yaş genç sevgilisinin de onu o halde bırakıp, sevgili köpeği Fondip’i de alarak sırra kadem basması. Yürekten yaralı Efsane, bir yandan son hayırsız sevgilisinin izini sürerken, bir yandan da bize hayatından hikayeler anlatıyor. Gazino gecelerinden, film setlerinden ve çocukluğunun İstanbul’undan anılar, döneme damga vuran şarkılar eşliğinde akıp gidiyor.

Yeteneğine sıfat aramanın gereksiz olduğu Derya Alabora’nın, Ezop Sahne yapımı tek kişilik oyunu ‘Efsane Kadın’, geçtiğimiz ay seyirciyle buluştu. Önce şunu söylemek isterim, bu vesileyle gördük ki, sadece çok iyi bir oyuncu değil, iyi de şarkıcıymış. Özellikle sözü Murathan Mungan’a, müziği Sunay Özgür’e ait ‘Nilüfer’ ve Sezen Aksu şarkısı ‘Begonvil’i söylerken tüyleriniz diken diken oluyor. Yazının başında girişini yazdığım final şarkısı ise Yıldırım Türker’e ait şahane sözleri ve oyunun müzik direktörlüğünü üstlenen Cumhur Bakışkan imzalı müziğiyle, sizi ilelebet takip ediyor, ben böyle kulağa yerleşen şarkı görmedim.

Sözleri de zaten bütün hikayenin özeti gibi… “Her şeye aşk ile bakan” kadın, bana Atıf Yılmaz’ın anılarında yazdığı meşhur Türkan Şoray-Turgut Demirağ anısını hatırlattı hemen. ‘Abbase Sultan’ın çekimleri sırasında Şoray’ın kendisine bakışından manalar çıkarıp umutlanan Demirağ, yemek arasında o kara gözlerin Coca Cola şişesine de aynı şekilde baktığını keşfederek bozum olmuş.

Zaten Efsane’nin hikayesinde de doğrudan ve dolaylı Türkan Sultan göndermeleri mevcut. Bir ‘Vesikalı Yarim’ görüntüsüyle de selam gönderiliyor zamanın ‘esmer bomba’sına.

Oynamıyor, o oluyor

Ali Kemal Güven’in kaleme aldığı oyunu, yönetmen Naz Erayda son derece yaratıcı bir görsel dile oturtmuş. Kostüm değil ama rengarenk şapkalar değiştiriyor Efsane, oyun boyunca. Dedikoduları aktaran, Deniz Çakır’ın konuştuğu rengarenk dev dudaklar, şarkılar sırasında perdeye yansıyan ‘saz heyeti’, Alabora’nın anlattıklarını canlandıran eski görüntüler (filmleri oğlu Can Yücel çekmiş) sahneye canlılık katan unsurlar. Cem Yılmazer imzalı, dekor ve ışık tasarımı da…

Alabora, 1.5 saat bu habire kazık yiyip yeniden ayağa kalkmış, inat ve ısrarla aşka inanmış tatlı kaçık kadını oynamıyor, o ‘oluyor’, arada seyirciye laf atıyor ki, zamanla doğaçlamalar artacaktır diye düşünüyorum. Metinde özellikle yinelenen LGBT vurgularının, Efsane’nin hikayesiyle pek bağlantılı olmadığı için fazla kaçtığını, ‘şimdi bir mesaj veriyorum’ duygusu yarattığını söylemem lazım.

Neticede oyuncunun avucuna aldığı seyirciyi güldürüp eğlendirmeden bırakmadığı, renkli bir gösteri ‘Efsane Kadın’… Final şarkısıyla veda edelim biz de: “Başka bir dünya yarattım işte/Geçmişin külleriyle/Daha gitmiyorum bir yere/Kocadı deseler de/İşte böyle yürür efsane, böyle yürür efsane/Aşık oldum soyundum, kime ne/Hayat bana hediye.”

 

Asu Maro

Kaynak

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir