Seçkin Selvi ‘nin Gözünden Aşiyan

Yeni bir tiyatro yeni bir oyun

Ezop Sahne’nin ilk prodüksiyonu, Kasım ayı boyunca her hafta seyirciyle buluşacak olan “Aşiyan” adlı oyun
“Bu hikâyede senin de en az bir parçan, bir ânın var”

AŞİYAN- Yazan ve oynayan: Bihter Dinçel, Yönetmen: Cem Emüler, Dekor tasarımı: Barış Dinçel, Kostüm tasarımı: Başak Özdoğan, Işık tasarımı: Mahmut Özdemir, Dış sesler: Boncuk Yılmaz, Güven Kıraç.

Beşiktaş yeni bir cep tiyatrosu kazandı. Gizem Ertürk ile Hande Selen Canar’ın kurduğu Ezop Sahne, ufak bir mekânda yer almasına rağmen rahat bir seyirci salonuna ve kullanışlı bir sahneye sahip. Tiyatronun kurucularını günümüz koşullarında böyle bir girişimde bulundukları için ayrıca kutlamak gerek. Yolları açık olsun diyorum.

Ezop Sahne’nin ilk prodüksiyonu Kasım ayı boyunca her hafta seyirciyle buluşacak olan “Aşiyan” adlı oyun. Bu tek mekânda geçen tek kişilik oyunun yazarı ve oyuncusu Bihter Dinçel.

Oyun ve Yorumu

Evinin önünde bomba patlayan bir kadının yaşadığı travma yüzünden dokuz ay evden dışarıya adım atmadığı bir ortam. Bu dokuz ay içinde karnındaki çocuğu büyüten ve karnının aşiyanındaki bebeği, “Aşiyan yuva demek, kuş yuvası. Şimdi özgür değiliz, ama emniyetteyiz. En iyisi burada olmak, aşiyan’da,” diye avutmaya çalışan bir anne adayı. Anne olmanın, annelik duygusunun oyunun kahramanı için özel bir anlamı olduğunu süreç içinde anlıyoruz. O anlam, onun hem kırılganlığını hem direncini, hem zaafını hem kararlılığını besliyor. Anne motifi eksilerle biçimlenirken baba motifi destekleyici oluyor.

ezop-sahne-seckin-selvi-yeni-bir-tiyatro-yeni-bir-oyun-1

Barış Dinçel o ortamı tıpkı kadının yaşamındaki ve çevresindeki yıkımı yansıtan, her şeyin tepe taklak olduğu, ama avizesinden dantel sürahi altlığına kadar hiçbir eksiği olmayan, ahşap yapısı, ahşap eşyaları ve renkleriyle istenilen kasvetli atmosferi yaratan bir oda olarak hazırlamış. O minik sahneye koca bir evreni sığdırmış.

Başak Özdoğan’ın kostüm tasarımı dekorla güzel uyum sağlayan renkleri ve değişik kıyafetlere dönüştürme kolaylığıyla çok başarılı. Mahmut Özdemir’in imzasını taşıyan ışık düzeni de oyunun atmosferine büyük katkı sağlıyor.

Yönetmen Cem Emüler, eski model pikapta çalınan eski şarkılardan, burnumuzun dibinde patlatılan bombalara uzanan bir süreci allayıp pullamadan yalın bir yaklaşımla yorumlamış. Başarıyı da o yalınlıkla yakalıyor.

Bihter Dinçel, seyirciyi selamlarken, “Bu hikâyeyi anlatmam gerekiyordu, anlatmasam olmazdı,” gibi bir şey söyledi. Bu sözden hareketle ve oyunculuğun içtenliğine bakarak metinde belki de otobiyografik bir takım özellikler olduğu düşünülebilir, tabii kesin bir şey söylemek olanaksız. Yine de sahnedeki kadın kahramanın böylesine açık yürekle kendini, geçmişini, çevresini deşerek irdelemesi ister istemez bu izlenimi yaratıyor. Bihter Dinçel, yazar olarak akıcı bir üslubu hayata geçirirken oyuncu olarak daha zor bir işin üstesinden geliyor. Böylesine duygu yüklü, kısacık aralarla bir duygudan diğerine geçilen bir oyunu, seyirci ile bırakın metreleri, santimlerle ölçülebilecek bir mesafede yadırgatmadan oynamak kolay değil. İçtenlikli oyunculuğuyla inandırıcı bir karakter yaratmayı başarıyor.

 

Kaynak: www.milliyetsanat.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir